وِرْدُ السؤالات
٤٩) «اللَّهُمَّ اهْدِنِي فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنِي فِيمَنْ عَافَيْتَ، وَتَولَّنِي فِيمَنْ تَولَّيْتَ، وَبَارِكْ لِي فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنِي شَرَّ مَا قَضَيْتَ، فَإِنَّكَ تَقْضِي وَلَا يُقْضَى عَلَيْكَ، إِنَّهُ لَا يَذِلُّ مَنْ وَالَيْتَ، وَلَا يَعِزُّ مَنْ عَادَيْتَ، تَبَارَكْتَ رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ».
49) “Ey Allah’ım, hidayete erdirdiklerinle birlikte bana da hidayet ver, affettiklerinle beni de affet, beni sevdiğin kullarından eyle ve verdiğin şeyleri bana bereketli kıl. Beni kötülükten koru, gerçekten sen hükmedensin ve kimse Senin üzerine hüküm veremez. Şüphesiz, sana sadık kimse asla küçümsenmez ve düşman olan kimse asla onurlandırılmaz ve güçlü olamaz. Ey Rabbimiz, sen mübarek ve yücesin.”