* ﴿رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعۡنَا مُنَادِيٗا يُنَادِي لِلۡإِيمَٰنِ أَنۡ ءَامِنُواْ بِرَبِّكُمۡ فََٔامَنَّاۚ رَبَّنَا فَٱغۡفِرۡ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرۡ عَنَّا سَئَِّاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلۡأَبۡرَارِ١٩٣ رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخۡزِنَا يَوۡمَ ٱلۡقِيَٰمَةِۖ إِنَّكَ لَا تُخۡلِفُ ٱلۡمِيعَادَ١٩٤﴾ [آل عمران: ۱٩۳-۱٩٤].
* “Rabbimiz! Birinin (bizi) imana çağırışını ve 'Rabbe inanın' dediğini işittik ve biz inandık. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi bizden sil ve doğruluğun eşliğinde ruhlarımızı kendine al. (193), “Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığıyla bize vaat ettiklerini bize ver ve bizi kıyamet gününde utançtan kurtar. Çünkü sen sözünü asla bozmazsın.” [Al İmran: 193-194]